The Flame in the Flood İnceleme
The Molasses Flood’un geliştirdiği, Curve Digital’in yayınladığı The Flame in the Flood, Playstation 4, Xbox One, PC, Nintendo Switch ve Mac OS platformlarında oynanabilir durumda olan bir hayatta kalma oyunudur.
The Flame in the Flood'da hayatta kalmak için bize verilen karakterimizin ismi Scout ve kendisine eşlik eden bir de sadık dostu köpeği var. Oyun başındaki seçimimize dayanarak bu köpeğin adı Aesop (erkek) ya da Daisy (dişi) oluyor. Scout ve sadık dostumuzla birlikte bizi nehir boyunca sürükleyecek maceramıza başladığımızda bizi bir doğal afetten, felaketten çıkmış bir dünya karşılıyor. Dünyanın yeni düzeninde oluşan azgın nehirde derme çatma salımıza atlıyor ve yolculuğa başlıyoruz. Nehir üzerinde bir yandan akıntı ile mücadele ederken bir yanda da yanaşabilecek ve hayatta kalmamız için gerekli malzemeleri toplayabilecek kara parçaları arıyoruz. Birbirinden tamamen farklı kara parçaları ve adacıklarda bizi çeşitli tehlikeler bekliyor.
The Flame in the Flood'da hayatta kalma oyunlarının bir çoğuna nazaran belli bir bölgemiz yok. Topladığımız malzemeleri stoklayıp hayatta kalma süremizi uzatabileceğimiz, ev diyebileceğimiz herhangi bir yerimiz hiç olmuyor. Sadece bir sal ve sırt çantamız var. Nehir üzerinde kıyıdan kıyaya giderek hayatımızı idame ettirecek çeşitli ıvır zıvırı toplayıp, başımızı sokabileceğimiz bir yer bulduğumuzda da yatıp uyuyoruz. Nadiren de olsa karşımıza çıkan NPC'lerin yardımı ile sunulan zayıf bir hikâye mevcut oyunda. Zaman zaman posta kutularından aldığımız yan görevlerin bazıları da hikâyeyi ufaktan detaylandırıyor.
Scout ve sadık dostumuzla birlikte nehirde ilerlerken birbirinden farklı 10 bölgeden geçiyoruz. Her bölgenin farklı özellikleri ile yanaştığımız toprak parçalarının özellikleri de değişkenlik gösteriyor. Çiftlik, Kamp, Balıkçı Dükkanı, Benzinlik, Nalbur, Kilise, Marina, Yaban ve Hastane gibi adacıklar bazı malzemelerin ve kaynakların ağırlıklı olduğu yerler olarak çıkıyor karşımıza. Örneğin; Marina'da hasar görmüş salımızı tamir edebilirken Kamp'da sıcaklığıyla bizi hayatta tutan, her daim yanan kamp ateşi ile karşılaşıyoruz, Yaban'da etinden, derisinden, kemiğinden faydalanabileceğimiz yabani hayvanları ve işimize yarayabilecek ürünleri ile yabani bitkileri bulurken Benzinlik'ler de ise daha iyi eşyaları ve aletleri oluşturabileceğimiz (craft) tezgâhlar bulunuyor.
The Flame in the Flood'in crafting sistemi bu oyun için yeterli düzeyde diyebilirim. Oyunda ziyaret ettiğimiz adacıkların rastgele oluşturulması sıkılmadan oyunu tekrar oynayabilme gibi bir avantaj sağlasa da kritik öneme sahip bazı malzemelere de ulaşımımızı zorlaştırma ihtimalini yaratıyor. Yani şansımız yaver gitmez de bir çok faydalı alet edevatın üretimi için gerekli olan malzemelere denk gelmezsek, bunları craft edemiyor ve hayatta kalma deneyimimizi oldukça zora sokuyoruz. Oyunda duraklatma seçeneğinin olmaması zaman zaman bizi zor durumda bırakabiliyor. Mesela, etrafımızı saran hayvanlar için bir tuzak kuracağız, craft menüsünü açtığımızda hayvanlar bize saldırabiliyor. Ya da bir hayvanla cebelleştikten sonra çantada ilk yardım malzemesi ararken yine saldırıya uğrayabiliyoruz. Kurt, domuz, ayı, tavşan gibi hayvanları bir çok yolla avlayıp etinden ve derisinden faydalanabiliyoruz.
Nehirde yanaşacak bir adacık ararken bir kaç tanesi bizi bir küme halinde karşılıyor. Bu gibi durumlarda hızlı inceleyip, düşünüp yanaşacak bir tanesini seçmemiz gerekiyor. Bu seçim oyunu stratejik hale getiren ve zorlu kılan ögelerin başında geliyor. Uzun süren kararsızlık hepsini birden kaçırmamıza sebep olabiliyor. Bu gibi anlar ve yaptığımız seçimler hayatta kalma şansımızı ciddi ölçüde etkileyebiliyor. Nehir üzerindeki seyahatlerimiz sırasında kara parçalarına ya da su üzerinde yüzen engellere de çarpmamak için oldukça çaba sarfetmemiz gerekiyor. Salın durability puanını sıfırlamak ölümümüzle sonuçlanıyor ve bu da dolayısıyla oyunun sonlanması demek. Bunun dışında uykusuzluk, vücut sıcaklığı ve açlık-susuzluk barlarını da devamlı yüksek tutmamız gerekiyor ki mücadelemize devam edebilelim.
Sonuç olarak; başarılı atmosferi, müzikleri ve özgün teması oyunun çekiciliğini arttırıyor. Uygun fiyatı ile eksiklerini kapattığı düşüncesindeyim. Fiyat performans açısından bakıldığında denenmesi gereken başarılı bir bağımsız yapımcı oyunu.
Artıları;
* Başarılı atmosfer ve müzikler
* Sıkmayacak zorluk seviyesi
* Rastgele oluşan adacıklar ile tekrar oynanabilirlik
Eksileri;
* Menü ve craft bölümlerinde iken pause seçeneğinin olmaması
* Vasat ve yüzeysel hikaye
Steam üzerinde oluşturduğumuz Küratör Sayfamız aracılığıyla da incelemelerimizi takip edebilirsiniz.


Post a Comment